Zum Inhalt springen
Entwarnung nach Verletzung: Haaland- Rückkehr absehbar©LigaInsider

Reyiz'den iddialı açıklama!

Galatasaray’ın tecrübeli ismi Sabri Sarıoğlu, kulüp televizyonuna verdiği röportajda önemli cümleler sarf etti. Sarı-kırmızılı formayı giymenin her oyuncuya nasip olmayacağını dile getiren başarılı futbolcu, tek yürek olup Beşiktaş’ı yeneceklerini ifade etti. Benim için inanılmaz, kelimelerle tarif edilemeyecek bir gurur ve mutluluk. Hayranı olduğun renklerin forması altında bu sayıda maça çıkmak ayrı bir his… 14-15 senenin ardından 350. lig maçı Beşiktaş karşılaşması ile olacak. Her maçın benim için ayrı bir yeri ve güzelliği var. Galatasaray forması altında çıktığım her maç ayrı bir gurur… Bu nedenle de çok mutluyum. Florya’nın kapısından ilk girdiğim günü hiç unutamam. O dönem amatör bir takımda oynuyordum. Galatasaray ile hazırlık maçına gelmiştik. O zaman altyapının başında rahmetli Salih Bulgurlu vardı. Kendisini bir kez daha anıyorum. Bende çok emeği vardır. Hazırlık maçında iyi bir performans göstermiştim. Maçtan sonra yanına çağırıp “Bizle çalışmanı istiyorum sen de ister misin?” diye sordu. O an dünyanın en mutlu insanı bendim. Seve seve oynayacağımı ifade ettim. 1996’dan beri Galatasaray forması giymeye başladım. Minik takımdan başlayıp altyapıda tüm kategorilerden sonra A takıma yükseldim. Burada da 15. senemi doldurdum. Bu bana tarif edilmeyecek bir mutluluk veriyor. Herkese hayali olan formayı giymek nasip olmuyor. Bu fırsat bana geldi. Sırtıma geçirdiğim bu formayı uzun yıllar taşıdım ve taşımaya devam ediyorum. Sadece A takıma çıktığımda değil altyapıya adım attığım gün hayalim Galatasaray’da yükselmek ve şampiyonluklar kazanmaktı. Çok çalıştım; Allah da bana yardım etti. Hocalarım da sağ olsun altyapıdan itibaren destek oldular. 3. yıldızı taktığımız sezonun tamamında A takım ile beraberdim. Maçlarda olmasam bile antrenmanlarda takımla beraberdim. Ali Sami Yen’de oynadığımız karşılaşmalara beraber gidiyordum. Ağabeylerimle beraber o heyecanı ve mutluluğu yaşadım. O sezon ile ben de daha da şevklendim. Takımın bir parçası olup şampiyonluklar kazanma hayaliyle bugünlere geldim. Allah’a şükürler olsun 3. yıldız sezonu ile birlikte altı şampiyonluk yaşadım. Benim için mutluluk verici. UEFA Kupası’nı aldığımız dönem altyapıda oynarken genç milli takım kategorilerinde oynuyordum. Rahmetli Gündüz Tekin Onay’ı da anıyorum. Büyük emek verdi bana. Çok fazla forma şansı buldum. Altyapıdaki hocalarım isyan bile etmişti çünkü genç milli takım kamplarından fırsat bulamıyordum. Gelişimimde yurt dışı maçlar ve milli düzeydeki bu karşılaşmalar büyük tecrübe kazandırdı. Fatih Terim bu kadar milli maça gittiğimi duyunca beni soruşturmuş. Tabii UEFA Kupası dönemi çok yoğun ve heyecan içinde geçiyordu. Bu nedenle kendisi ile çalışma fırsatı bulamamıştım. Kendisinden sonra Lucescu göreve geldi. Altyapıdan aldığı raporlar sonrası bana “Bizimle beraber olmanı istiyorum. Takımla çalışıp tecrübe kazanmanı istiyorum” dedi. Sağ olsun beni çok mutlu etti. Genç oyunculara çok değer veriyordu. Beni özel olarak yanına çağırıp konuşuyor, uyarılarda bulunuyordu. Daha iyi olmam için destek oluyordu. Uzun yıllardır A takımda olduğum için pek çok hoca ile çalıştım. Hepsinden bir şeyler kendime kattığıma inanıyorum. Hepsi birbirinden değerli insanlar. 2005-06 çok önemli bir sezondu. Zorluklar çekerek o şampiyonluğa ulaşmıştık. Sezon içerisinde ister istemez kötü sonuçlar aldığımız dönemler olmuştu. Takımdaki ağabeylerimiz, bizler kenetlendik. Birbirimize hep sevgi ve saygı duyduk. Sonunda da şampiyon olduk. Son maç olan Kayseri karşılaşmasında iyi bir performans gösterdim. İki gol atmıştım. Akıllar hep Denizli’deydi. Sahaya gol haberi geliyordu. Doğru mu yanlış mı anlayamıyorduk. Garip hissiyatlar içindeydik. Hem saha içinde maça konsantre olmaya çalışıyorsunuz bir taraftan da diğer maçın skoru kafanızdaydı. Biz kendi maçımızı iyi oynayıp kazandıktan sonra diğer Denizli-Fenerbahçe karşılaşmasının bitişini beklemeye başladık. İlk anda 2-3 dakika içinde biter derken 16 dakikayı görünce şoka girdim. Konfetilerin atıldığını maça ara verildiğini bilmiyorduk. Bizim için çok uzun bir 16 dakika oldu. Sonunda şampiyonluğu kazandık. Emek verip hak ettiğimizi alınca daha da mutlu olmuştum. O maçta attığım iki gol değil sezon boyunca yaptıklarınızın karşılığını almak bambaşka bir duyguydu. Eski görüntülere baktığımda tüylerim diken diken oluyor. Bizim için çok anlamlıydı.

Galatasaray’ın tecrübeli ismi Sabri Sarıoğlu, kulüp televizyonuna verdiği röportajda önemli cümleler sarf etti. Sarı-kırmızılı formayı giymenin her oyuncuya nasip olmayacağını dile getiren başarılı futbolcu, tek yürek olup Beşiktaş’ı yeneceklerini ifade etti.

Benim için inanılmaz, kelimelerle tarif edilemeyecek bir gurur ve mutluluk. Hayranı olduğun renklerin forması altında bu sayıda maça çıkmak ayrı bir his… 14-15 senenin ardından 350. lig maçı Beşiktaş karşılaşması ile olacak. Her maçın benim için ayrı bir yeri ve güzelliği var. Galatasaray forması altında çıktığım her maç ayrı bir gurur… Bu nedenle de çok mutluyum.

Florya’nın kapısından ilk girdiğim günü hiç unutamam. O dönem amatör bir takımda oynuyordum. Galatasaray ile hazırlık maçına gelmiştik. O zaman altyapının başında rahmetli Salih Bulgurlu vardı. Kendisini bir kez daha anıyorum. Bende çok emeği vardır. Hazırlık maçında iyi bir performans göstermiştim. Maçtan sonra yanına çağırıp “Bizle çalışmanı istiyorum sen de ister misin?” diye sordu. O an dünyanın en mutlu insanı bendim. Seve seve oynayacağımı ifade ettim. 1996’dan beri Galatasaray forması giymeye başladım. Minik takımdan başlayıp altyapıda tüm kategorilerden sonra A takıma yükseldim. Burada da 15. senemi doldurdum. Bu bana tarif edilmeyecek bir mutluluk veriyor. Herkese hayali olan formayı giymek nasip olmuyor. Bu fırsat bana geldi. Sırtıma geçirdiğim bu formayı uzun yıllar taşıdım ve taşımaya devam ediyorum.

Sadece A takıma çıktığımda değil altyapıya adım attığım gün hayalim Galatasaray’da yükselmek ve şampiyonluklar kazanmaktı. Çok çalıştım; Allah da bana yardım etti. Hocalarım da sağ olsun altyapıdan itibaren destek oldular. 3. yıldızı taktığımız sezonun tamamında A takım ile beraberdim. Maçlarda olmasam bile antrenmanlarda takımla beraberdim. Ali Sami Yen’de oynadığımız karşılaşmalara beraber gidiyordum. Ağabeylerimle beraber o heyecanı ve mutluluğu yaşadım. O sezon ile ben de daha da şevklendim. Takımın bir parçası olup şampiyonluklar kazanma hayaliyle bugünlere geldim. Allah’a şükürler olsun 3. yıldız sezonu ile birlikte altı şampiyonluk yaşadım. Benim için mutluluk verici.

UEFA Kupası’nı aldığımız dönem altyapıda oynarken genç milli takım kategorilerinde oynuyordum. Rahmetli Gündüz Tekin Onay’ı da anıyorum. Büyük emek verdi bana. Çok fazla forma şansı buldum. Altyapıdaki hocalarım isyan bile etmişti çünkü genç milli takım kamplarından fırsat bulamıyordum. Gelişimimde yurt dışı maçlar ve milli düzeydeki bu karşılaşmalar büyük tecrübe kazandırdı. Fatih Terim bu kadar milli maça gittiğimi duyunca beni soruşturmuş. Tabii UEFA Kupası dönemi çok yoğun ve heyecan içinde geçiyordu. Bu nedenle kendisi ile çalışma fırsatı bulamamıştım. Kendisinden sonra Lucescu göreve geldi. Altyapıdan aldığı raporlar sonrası bana “Bizimle beraber olmanı istiyorum. Takımla çalışıp tecrübe kazanmanı istiyorum” dedi. Sağ olsun beni çok mutlu etti. Genç oyunculara çok değer veriyordu. Beni özel olarak yanına çağırıp konuşuyor, uyarılarda bulunuyordu. Daha iyi olmam için destek oluyordu. Uzun yıllardır A takımda olduğum için pek çok hoca ile çalıştım. Hepsinden bir şeyler kendime kattığıma inanıyorum. Hepsi birbirinden değerli insanlar.

2005-06 çok önemli bir sezondu. Zorluklar çekerek o şampiyonluğa ulaşmıştık. Sezon içerisinde ister istemez kötü sonuçlar aldığımız dönemler olmuştu. Takımdaki ağabeylerimiz, bizler kenetlendik. Birbirimize hep sevgi ve saygı duyduk. Sonunda da şampiyon olduk. Son maç olan Kayseri karşılaşmasında iyi bir performans gösterdim. İki gol atmıştım. Akıllar hep Denizli’deydi. Sahaya gol haberi geliyordu. Doğru mu yanlış mı anlayamıyorduk. Garip hissiyatlar içindeydik. Hem saha içinde maça konsantre olmaya çalışıyorsunuz bir taraftan da diğer maçın skoru kafanızdaydı. Biz kendi maçımızı iyi oynayıp kazandıktan sonra diğer Denizli-Fenerbahçe karşılaşmasının bitişini beklemeye başladık. İlk anda 2-3 dakika içinde biter derken 16 dakikayı görünce şoka girdim. Konfetilerin atıldığını maça ara verildiğini bilmiyorduk. Bizim için çok uzun bir 16 dakika oldu. Sonunda şampiyonluğu kazandık. Emek verip hak ettiğimizi alınca daha da mutlu olmuştum. O maçta attığım iki gol değil sezon boyunca yaptıklarınızın karşılığını almak bambaşka bir duyguydu. Eski görüntülere baktığımda tüylerim diken diken oluyor. Bizim için çok anlamlıydı.

Kommentare0

Diskutiere mit der Community über diesen Artikel.

Diskutiere mit der Community über diesen Artikel